Kanserin Gerçek Sebebi : Keiichi Morishata’nın “Kanserin Gizli Gerçeği” adlı kitabına göre, eğer kandaki asidik koşullarda aşırı artış olursa, kan alkali koşullarını korumak için bu aşırı asidik maddeleri kaçınılmaz olarak vücuttaki bazı bölgelere bırakacaktır.
Bu eğilimin devam etmesiyle vücudun bazı bölgelerinde asidiklik artar ve bazı hücrelerde ölür. Ancak daha tehlikeli bir süreç olarak; bazı hücreler de kendilerini bu asidik ortama adapte edebilir. Diğer bir deyişle, normal hücreler asidik ortamda ölürken bazıları ise bu ortama adapte olabilmek için kendilerini dönüştürür ve anormal hücreler olarak hayatta kalırlar. Bu anormal hücreler kötü huylu hücreler olarak adlandırılırlar. Bu kötü huylu hücreler beyin fonksiyonları veya kendi DNA’larımızın hafıza kodlarıyla uyumlu değildir. Bu nedenle, kötü huylu hücreler belirsiz ve düzensiz olarak gelişirler. Bu kanserdir.
Teorik olarak yeryüzündeki kanser vakası sayısı kadar kanser türü vardır denilebilir. Ancak hepsinin ortak noktası, bütün kanserli hücrelerin asidik yapıda olması ve alkali ortamda üreme hızlarının düşmesidir. Alkali İyonize su, hücresel seviyede alkaliliği yükselttiği için kanser hücrelerinin oluşumunu ve gelişimini engeller.
Yine bütün bilimsel çevrelerce kabul edilen bir görüşe göre, serbest radikaller kanser oluşumunun başlıca sebepleri arasında yer almaktadırlar. Enerji üretimi ve çeşitli kimyasal süreçler sonucunda bir elektronunu yitirmiş oksijen elementleri olarak tanımlanabilecek serbest radikaller, elektron eksikliklerini gidermek için en yakınında bulunan somatik hücrelere saniyede 150.000 saldırı düzenler ve hücre çekirdeğinden bir elektron çalmaya çalışırlar. Hücrenin bu savaşı kaybedip ölmesi aslında yaşlanmaya yol açmakla birlikte “iyi haber” kabul edilebilir. “Kötü haber” hücrenin bir elektron eksiğine rağmen yaşamaya devam etmeyi başarmış olmasıdır. Çünkü artık bu form kanserdir. Antioksidanlar, elektron zengini kaynaklardır. Serbest radikallere elektron bağışlayarak somatik hücrelere verdikleri zararı durdurabilirler. -400 mV ORP değeri ile yeryüzündeki en güçlü sıvı antioksidan Alkali İyonize sudur.
Sağlıklı hücrelerin kendilerini dönüştürme baskısı altında tutan kanserli hücrelere direnebilmek için yüksek düzeyde oksijene ihtiyaç duydukları bilinmektedir. Alkali İyonize su diğer su çeşitlerine göre 2 kat daha yüksek miktarda oksijenle doyurulmuştur. Benzer bir şekilde, kanımızın pH değeri 7,45’e yaklaştığında oksijen taşıma kabiliyeti %65 daha artacaktır. Bu iki parametrenin doğal sonucu olarak, sağlıklı hücrelerimizin kanserli olanlara karşı direnme sürecinde en yaşamsal oksijen kaynağı Alkali İyonize su olacaktır.
Düzenli olarak Alkali İyonize Su tüketildiğinde kanser vakalarının oluşumunda önemli ölçüde azalma; oluşmuş kanser vakalarının rehabilitasyonunda ise ciddi gelişmeler gözlemlendiği klinik deneylerle kanıtlanmıştır.
Diyabet
Yetişkin hastalığı olan diyabet, ensüline bağımlı olmayan diyabet ( Tip-II) olarak adlandırılır. Aşağıda bu hastalığın Amerikan Tıp Kurumuna ait “Aile Tıp Rehberi”ndeki tanımı yer almaktadır.
Diyabetin bir türü olan ensüline bağımlı olmayan diyabet; pankreastaki hücrelerin vücut için yeterli ensülin üretmemesi nedeniyle olur ve genellikle 40 yaşının üstündeki kişileri etkiler. Bu tür diyabet rahatsızlığı olan kişiler genellikle çok fazla yerler ve oldukça kiloludurlar.
Onların aşırı yemesi kanlarında aşırı glikoz olmasına sebep olur ve pankreas ise bu glikoz miktarı ile örtüşebilecek miktarda ensülin üretemez. Yanısıra, soya çekim de bu tür diyabetteki önemli bir faktördür. Nerdeyse her üç vakadan birinde hastalığın nedeni o kişinin aile soy geçmişinde bu rahatsızlığın olmasıdır.
Yaş ise bir diğer faktördür. Zira pankreasın verimliliği yaşa bağlı olarak azalmaya başlar. Pankreas vücuttaki en yüksek pH değerine sahip vücut sıvısını üretir. Pankreas suyu pH 8,8 değerindedir ve çok yüksek alkali özelliğe sahiptir.
Vücudumuzdaki kalsiyum iyonlarının azalması ensülin hormonunun üretilme işlemini azalmasına ve kanın asidik duruma gelmesine neden olur. Asidik atıklar nedeniyle tıkanan kan damarları, fazla protein üretilmesine sebep olarak pankreasın ensülin üretme işlevini engeller. Alkali su, içerdiği kalsiyum iyonları ile aşırı protein oluşumunu engelleyerek bu durumun düzelmesine yardımcı olur.